“Medya, Güç ve Kamuoyu” başlığıyla, Forum für Interkulturellen Dialog e.V. (FIDeV) bünyesindeki Agora FFM projesi, Haus am Dom ve International Journalists Association (IJA)e.V. iş birliğiyle Frankfurt’ta düzenlendi
Demokrasinin Temeli: Dijital Tepki Yerine Yüz Yüze Etkileşim
Etkinliğin açılışını FIDeV Genel Müdürü Kadir Boyacı yaptı. Boyacı, Agora FFM projesinin temel felsefesini şu sözlerle özetledi:
“Demokrasi, bilgili vatandaşlarla, farklı bakış açılarıyla ve en önemlisi açık diyalogla yaşar.”
Boyacı, kutuplaşmanın ve toplumsal gerilimlerin arttığı günümüzde insanların saygı içinde bir araya gelip konuşabileceği fiziksel alanların hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.
“Toplumsal birlik, yalnızca dijital iletişimle değil, yüz yüze temas, dinleme ve diyalogla sağlanır.”
Dengeler Değişiyor: Podcastler ve ‘Zihin Avcıları’
Gecenin en önemli başlıklarından biri, geleneksel medyanın gücünü kaybetmesi ve dijital platformların yükselmesiydi.
Aşırıcılıkla mücadele alanında çalışan eğitimci Navid Wali, alternatif platformların gücüne dikkat çekti. Özellikle radikal figürlerin uzun ve filtresiz şekilde yer alabildiği podcast formatlarının etkisine vurgu yaptı.
“Bu erişim gücün kendisidir. Dijital alanlar topluluklara güç kazandırıyor. Artık yankı odaları küçük değil; büyük topluluklar oluşturuyor.”
Wali, özellikle yalnız gençlerin risk altında olduğunu belirtti. Geçmişte radikal grupların sokaklarda faaliyet yürüttüğünü, ancak günümüzde bu sürecin sosyal medya üzerinden evlere kadar girdiğini ifade etti:
“Zorbalığa maruz kalan 13 yaşındaki bir çocuk, bir anda canlı yayında ilgi ve kabul görüyor. Başlangıçta ideoloji değil, değer görme ihtiyacı öne çıkıyor. Bu durum kötü niyetli kişiler tarafından kullanılıyor.”
Yeni Radikalleşme Biçimleri
Frankfurt Goethe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Vera Pirker, benzer eğilimlerin Hristiyan çevrelerde de görüldüğünü belirtti. İncil okumalarının bile artık TikTok ve Instagram yayınlarında gerçekleştiğini ifade etti.
Pirker, çevrim içi alanların insanlara “azınlıkta olma hissi” verdiğini ve bunun daha muhafazakâr eğilimleri besleyebildiğini söyledi.
Aynı zamanda uzun içeriklere olan ilginin yeniden arttığını ve bu nedenle saatler süren podcastlerin popüler hale geldiğini ekledi.
İnternet Bir Bukalemun Gibi: Manipülasyon ve Sahte Haber
Sosyolog ve eski Frankfurt SPD Belediye Meclisi üyesi Omar Shehata, sosyal medyanın manipülasyon gücünü Frankfurt’taki Ramazan aydınlatması örneği üzerinden anlattı.
Gerçek hayatta olumlu karşılanan bu proje, sosyal medyada çarpıtılarak öfke içeriklerine dönüştürüldü.
“İnternet bir bukalemun gibi. Sahte bilgiler yayılıyor ve insanlar görünümlerine göre ‘Alman’ olup olmadıkları üzerinden yargılanıyor.”
Shehata, eleştirinin sadece dışarıdan değil, Müslüman toplumun içinden de geldiğini; bazı kesimlerin bu tür uygulamaların aşırı sağın söylemlerini güçlendirdiğini düşündüğünü belirtti.
Yapay Zeka Tehlikesi
Panelde yapay zekânın etkisi de gündeme geldi. Navid Wali, radikal grupların artık yapay zekâ araçlarını kullandığını söyledi.
Bu araçlarla dini metinlerden etkileyici ve uzun videolar üretildiğini belirten Wali, bunun tehlikesine dikkat çekti:
“Bu, bireyin kendi yorumlama kapasitesini ortadan kaldırıyor. Her şey hazır bir şekilde sunuluyor.”
Ayrıca yapay zekâ destekli bot ordularının sosyal medyada tartışmaları manipüle ettiği ve farklı görüşleri bastırdığı ifade edildi.
Araştırmalara göre, radikal gruplar sayıca çok küçük olmasına rağmen sosyal medya içeriklerinde büyük bir ağırlık oluşturuyor.
Sonuç: Demokrasiyi Ne Korur?
Panel sonunda çözüm önerileri tartışıldı. Katılımcılar, sosyal medya platformlarının yasaklanmasının doğru çözüm olmadığı konusunda hemfikir oldu.
Bunun yerine eğitim sisteminde medya okuryazarlığının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Prof. Pirker, dijital dünyada daha sakin ve düşünerek hareket edilmesi gerektiğini söyledi:
“Her konuda hemen fikir belirtmek zorunda değiliz. Farklı bakış açılarını değerlendirmek için zaman ayırabiliriz.”
Son söz ise yüz yüze iletişimin önemine dair oldu. Omar Shehata, hiçbir algoritmanın insan temasının yerini tutamayacağını vurgulayarak şunları söyledi:
“İnsanların kendilerini ifade edebilecekleri alanlara ihtiyacımız var. Saygılı, yüz yüze diyalogun yerini hiçbir şey tutamaz.”
Bu anlamda Agora projesi, bu tür alanları oluşturarak önemli bir işlev görmeye devam ediyor. Bu önemli etkinlik serisi, Frankfurt am Main Belediyesi ile Çok Kültürlü İşler Dairesi (AMKA) tarafından destekleniyor.

