Şubat ayında altı gazetecinin tutuklanmasının ardından, Mart ayında da baskılar artarak devam etti. Bu ay içinde beş gazeteci gözaltına alındı, iki gazeteci ise yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek tutuklandı. Dernek, özellikle “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen düzenlemenin etkisinin sahada daha görünür hale geldiğini vurguladı.
15 Mart’ta gazeteci Bilal Özcan, 21 Mart’ta ise BirGün muhabiri İsmail Arı, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Raporda, söz konusu suçlamanın muğlaklığı nedeniyle gazeteciler üzerinde caydırıcı bir baskı oluşturduğu ifade edildi.
Mart ayı boyunca gazetecilerin haber takibi yapması da çeşitli şekillerde engellendi. Ekrem İmamoğlu davası sürecinde basın mensuplarının duruşmaları izlemesine izin verilmedi. Ayrıca 19 Mart’ta Saraçhane’deki eylemleri takip eden gazetecilere polis müdahalesi gerçekleşti. DFG, ay içinde en az beş farklı olayda gazetecilerin sahadaki çalışmalarının engellendiğini belirtti.
Basına yönelik baskılar yalnızca fiziki müdahalelerle sınırlı kalmadı. “Gazetecilere Özgürlük” yürüyüşüne izin verilmemesi, ifade ve toplanma özgürlüğünün de sınırlandığını ortaya koydu. Dernek, gazeteciliği savunmaya yönelik girişimlerin bile engellenmesinin kaygı verici olduğunu vurguladı.
Newroz kutlamaları sırasında da basın özgürlüğü ihlalleri yaşandı. Kutlamaların ardından birçok kişi gözaltına alınırken, aynı dönemde bazı basın kuruluşlarının sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Yeni Yaşam Gazetesi, Jinnews, Ajansa Welat ve Mezopotamya Ajansı’nın X hesapları erişime kapatıldı. Mart ayı genelinde 53 hesap ve 75 içerik hakkında erişim engeli uygulanması, dijital sansürün boyutunu gösterdi.
Yargısal baskılar mart ayında da devam etti. Üç gazeteci hakkında yeni soruşturma açılırken, beş gazetecinin dosyası davaya dönüştürüldü. Ayrıca 24 gazetecinin yargılamaları sürerken, üç gazeteci toplam 9 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Raporda, yargı süreçlerinin gazetecilik faaliyetlerini cezalandırıcı bir araca dönüştüğü belirtildi.
DFG’nin değerlendirmesine göre Mart 2026, Türkiye’de basın özgürlüğünün çok boyutlu ve sistematik olarak sınırlandığı bir ay oldu. Gözaltı ve tutuklamalardan sahadaki müdahalelere, dijital sansürden yargı baskısına kadar genişleyen uygulamalar, basın mensuplarının mesleklerini özgürce icra etmelerini ciddi biçimde zorlaştırıyor.
Raporda ayrıca tutuklu gazeteci sayısının 31’e yükseldiği belirtilerek, mevcut tablonun basın özgürlüğü açısından vahim bir noktaya ulaştığı vurgulandı.

