Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ittifak ortağı Milliyetçi Hareket Partisi yabancı dijital platformların Türkiye’deki ekonomik faaliyetlerinden daha fazla vergi alınmasını öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Tasarıya göre yabancı şirketlere uygulanan dijital hizmet vergisi oranı yüzde 7,5’ten yüzde 12,5’e çıkarılacak.
Teklifi hazırlayan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yabancı platformların yerli sermayeyi zayıflattığını savunarak, Türkiye’nin dijital alanda ulusal çıkarlarını koruması gerektiğini söyledi. Özdemir ayrıca uluslararası platformları kullanıcı verilerini izinsiz kullanmakla suçladı.
Maliyetlerin Kullanıcıya Yansıma Riski
Uzmanlar, artışın şirket maliyetlerine doğrudan etki edeceği ve bunun abonelik ücretleri ile reklam harcamalarına yansıyabileceği uyarısında bulunuyor. Ekonomistlere göre vergi yükünün kullanıcıya aktarılması, dijital hizmet maliyetlerinin artmasına ve tüketici davranışlarının değişmesine yol açabilir. Ayrıca, Türkiye’ye yönelik teknoloji yatırımlarında tereddüt oluşabileceği belirtiliyor.
Hangi Dijital Mecralar Etkilenebilir
Yabancı dijital platformlar (Netflix, Spotify, Google, Facebook, TikTok, Steam, Amazon Prime Video vb) Türkiye’deki faaliyetlerinden elde ettikleri gelir üzerinden daha yüksek vergi ödemeleri isteniyor. Bu artan maliyetin:
- Abonelik ücretlerine yansıtılması,
- Reklam maliyetlerinin artması,
- Bazı hizmetlerin kısıtlanması veya paketlerin yeniden düzenlenmesi gibi sonuçlar doğurabileceği öngörülüyor.
Yasa teklifinin hedefinde olan bazı dijital medya ve teknoloji platformları ise şunlar;
- Sosyal medya mecraları (Facebook, Instagram, X/Twitter, TikTok)
- Video ve müzik platformları (YouTube, Spotify, Netflix)
- Oyun ve uygulama sağlayıcıları (Google Play, Apple App Store, Steam)
- Reklam gelirleri elde eden dijital medya şirketleri
Yasa teklifinde, bu platformların Türkiye’deki faaliyetlerinden elde ettikleri reklam gelirleri ve sundukları dijital içerik hizmetleri (izleme, dinleme, oynatma, indirme vb.) üzerinden alınan verginin %7,5’ten %12,5’e çıkarılması öngörülüyor.
Hukuki Uyuşmazlık İhtimali
Düzenlemenin uluslararası ticaret hukuku açısından tartışmalı olduğu değerlendiriliyor. Bazı hukukçular, teklifte öngörülen ayrımcı vergi oranının Avrupa Birliği ve OECD vergilendirme ilkeleriyle çelişebileceğine dikkat çekiyor. Türkiye’nin taraf olduğu ticari anlaşmalar kapsamında yaptırımlarla karşılaşabileceği yönünde görüşler de dile getiriliyor.
Yerli Platformlara Dolaylı Avantaj
MHP’ye göre teklif, yerli dijital platformları korumayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, düzenlemenin yerli girişimlerin temel sorunlarına çözüm getirmediğini; altyapı, içerik üretimi, teknik kapasite ve kullanıcı deneyimi gibi alanlarda yapısal reformların gerekli olduğunu vurguluyor. Bu nedenle, vergi artışının yerli sektör üzerinde kısa vadede somut bir iyileştirme yaratmayacağı görüşü öne çıkıyor.
Uluslararası Yansımalar
Teklif yasalaşırsa, Türkiye dijital hizmet vergisinde dünyanın en yüksek oranlarından birine sahip olacak. Bu durumun, Türkiye’nin dijital ekonomi müzakerelerinde izolasyona yol açabileceği ve yatırım ortamına ilişkin negatif algıyı derinleştirebileceği belirtiliyor. Muhalefet partilerinden konuya ilişkin güçlü bir açıklama yapılmış değil. Geçmişte benzer girişimlerde dijital alan üzerindeki kontrolün ifade özgürlüğünü dolaylı biçimde sınırlayabileceği yönünde itirazlar vardı. Siyasi gözlemcilere göre komisyon tartışmalarıyla birlikte bu sessizliğin bozulması bekleniyor.
Genişleyen Dijital Baskı Tartışmaları
Türkiye’de dijital mecralara yönelik denetim uygulamaları son yıllarda belirgin biçimde artmış durumda. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2025’in ilk dört ayında 27 binden fazla sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Hak örgütleri, engellemelerin çoğu zaman gazetecileri, muhalif aktörleri ve bağımsız medya kuruluşlarını hedef aldığı görüşünde.
Teklif, resmi söylemde “yerli medya koruması” başlığı altında sunulsa da ekonomik, diplomatik ve hukuki açıdan çok boyutlu riskler içeriyor. Vergi artırımı, yerli dijital ekosistem için bütüncül bir kalkınma stratejisine dönüşmediği sürece; yüksek maliyetli, dışlayıcı ve piyasa dengesini bozucu bir adım olarak kalabilir.

