Almanya’da yaşayan yüz binlerce Suriyelinin önümüzdeki yıllarda ülkelerine dönmesi ne kadar gerçekçi? Böyle bir gelişmenin Almanya’ya etkileri ne olur? Suriye’de yeniden inşa ve toplumsal uzlaşının gerçekleşebilmesi için hangi şartların oluşması gerekir?
Bu sorular, Kültürlerarası Medya Diyaloğu Rhein-Main tarafından düzenlenen “Gitmek mi, kalmak mı? Almanya’daki Suriye kökenli insanlara ilişkin güncel tartışmalar” başlıklı söyleşinin merkezinde yer aldı. Haus am Dom – Limburg Piskoposluğu, Hessen ve Nassau Protestan Kilisesi, Neue Deutsche Medienmacher:innen ve Uluslararası Gazeteciler Derneği (IJA) tarafından yürütülen ortak organizasyon; siyaset, medya, dini kurumlar ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.
Söyleşinin çıkış noktasını, Almanya’da yaşayan yaklaşık 1,3 milyon Suriyelinin geleceğine ilişkin güncel siyasi tartışmalar oluşturdu. Katılımcılar, birçok Suriyelinin Almanya’da yeni bir hayat kurduğunu, çalışma hayatına katıldığını, ailelerini burada büyüttüğünü ve toplumun ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurguladı.
Konuşmacılar, Almanya’daki Suriyelilerin büyük bölümünün kısa vadede Suriye’ye döneceği yönündeki öngörülere şüpheyle yaklaştı. Katılımcılara göre geri dönüş ancak güvenlik, hukukun üstünlüğü ve ekonomik istikrar gibi temel koşullar sağlandığında anlamlı ve sürdürülebilir olabilir.
Etkinliğin önemli başlıklarından biri de Suriye’nin yeniden inşasıydı. Katılımcılar, uluslararası toplumun sağlayacağı desteğin koşulsuz olmaması gerektiğini vurguladı. İnsan haklarına saygı, azınlıkların korunması, siyasi katılım ve hukukun üstünlüğü gibi ilkelerin sürdürülebilir bir yeniden yapılanmanın temel şartları olduğu ifade edildi.
Toplumsal uzlaşma konusu da söyleşinin öne çıkan başlıkları arasındaydı. Konuşmacılar, savaşın, zorunlu göçün ve uzun yıllar süren baskı politikalarının oluşturduğu yaraların yalnızca fiziksel yeniden inşa ile giderilemeyeceğine dikkat çekti. Suriye’nin geleceği için farklı toplumsal kesimlerin yeniden birbirlerini dinlemeye başlaması gerektiği vurgulandı.
Bugünkü koşullarda uzlaşma çalışmalarının Suriye içinde yürütülmesinin oldukça zor olduğuna dikkat çeken katılımcılar, diasporanın üstlenebileceği role işaret etti. Diyalog, karşılıklı dinleme ve farklı deneyimlerin tanınması yoluyla toplumsal uzlaşmanın temellerinin sürgünde de atılabileceği ifade edildi.
Söyleşide medyanın rolü de ele alındı. Medyanın yalnızca bilgi aktaran bir araç olmadığı; aynı zamanda farklı seslere alan açarak, insan hakları ihlallerinin görünür kılınmasına katkı sunarak ve toplumlar arasında köprüler kurarak önemli bir işlev üstlenebileceği belirtildi.
Kültürlerarası Medya Diyaloğu Rhein-Main; Haus am Dom – Limburg Piskoposluğu, Hessen ve Nassau Protestan Kilisesi, Neue Deutsche Medienmacher:innen ve Uluslararası Gazeteciler Derneği (IJA) tarafından yürütülen ortak bir girişim. İnisiyatif, farklı toplumsal kesimleri bir araya getirerek yapıcı diyalog ortamları oluşturmayı amaçlıyor.
Söyleşi boyunca öne çıkan ortak mesaj ise şu oldu: Suriye’nin geleceği yalnızca geri dönüş ya da kalış tartışmalarıyla şekillenmeyecek. Kalıcı barış ve istikrar için diyalog, toplumsal sorumluluk ve uzlaşma kültürü de en az fiziksel yeniden inşa kadar önem taşıyor.
Söyleşi FAZ’da haber oldu
Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Suriye’de yeniden yapılanma ve toplumsal uzlaşma konularının ele alındığı “Interkultureller Mediendialog” (Kültürlerarası Medya Diyaloğu) başlıklı etkinliğe geniş yer verdi. FAZ’da yayımlanan haberde, etkinlikte Suriye’deki azınlıkların durumu, savaş sonrası yeniden yapılanma süreci ve diaspora içinde uzlaşı arayışlarının tartışıldığı aktarılırken, katılımcıların uzlaşma sürecinin özellikle yurtdışında yaşayan Suriyeliler arasında başlaması gerektiği konusunda büyük ölçüde hemfikir olduğu belirtildi.

