Site icon International Journalists

Avrupa Konseyi Raporu: Basın özgürlüğü baskı altında; Türkiye ihlal listesinde ikinci sırada!

 RAPORUN TEMEL BULGULARI: İHLALLERDE %29 ARTIŞ

Rapor, 2025 yılının medya özgürlüğü açısından karanlık bir tablo çizdiğini ortaya koyuyor:

  • Artan İhlaller: Medya özgürlüğüne yönelik ciddi tehditlerle ilgili 344 uyarı kaydedildi. Bu, bir önceki yıla göre %29’luk bir artışı temsil ediyor.

  • En Fazla İhlal Görülen Ülkeler: Listenin başında Rusya (50) yer alırken, onu hemen ardından Türkiye (49), Gürcistan (35) ve Sırbistan (35) izledi.

  • Tutuklu Gazeteciler: 31 Aralık 2025 itibarıyla Avrupa genelinde 148 gazeteci cezaevinde bulunuyor. Türkiye; Rusya, Azerbaycan ve Belarus’un ardından en çok gazeteci hapseden ülkeler listesinde üst sıralarda yer almaya devam ediyor.

  • Avrupa genelinde, protestolar sırasında gazeteciler polis, siyasi aktörler ve protestocular tarafından sıkça fiziksel saldırıya uğradı. Bu tür saldırılar, raporda yer alan ülkelerin dörtte birinde bildirildi; en yüksek seviyeler Gürcistan, Sırbistan ve Türkiye’de kaydedildi.
  • Rapor göre özellikle çözülmemiş cinayetler dikkat çekici: En sık yapılan uyarı kategorisi (90), gazetecilerin fiziksel güvenliği ve bütünlüğüne yönelik saldırılarla ilgiliydi; bunlar arasında Rus insansız hava aracı saldırılarıyla dört medya çalışanı, Ukraynalı gazeteciler Olena Hramova, Yevhen Karmazin ve Tetyana Kulyk, Fransız foto muhabiri Antoni Lallican ve Türk serbest gazeteci Hakan Tosun’un acımasız bir saldırı sonrası ölümü yer alıyor. 31 Aralık 2025 itibarıyla platformda en az 51 gazeteci cinayeti hala aydınlatılmadı.

TÜRKİYE BÖLÜMÜ: “EN DÜŞMANCA ORTAMLARDAN BİRİ”

Raporun Türkiye analizinde, ülkenin bağımsız gazetecilik için “en düşmanca ortamlardan biri” olduğu vurgulanıyor:

  • Hukuki Kıskaç: Türkiye’de 24 gazeteci aktif olarak tutuklu bulunuyor. RTÜK cezaları, dezenformasyon yasası üzerinden yapılan kovuşturmalar ve yaygın çevrimiçi sansür, ana endişe kaynakları olarak belirtiliyor.

  • “Etki Ajanlığı” ve Fiziksel Saldırılar: “Etki ajanlığı” gibi yasal düzenlemelerin yarattığı tehditlerin yanı sıra, özellikle protestoları takip eden gazetecilerin hem polis hem de göstericiler tarafından hedef alındığı aktarılıyor.

MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜNÜ TEHDİT EDEN ANA UNSURLAR

Raporda, demokratik çoğulculuğu yok etmeye yönelik dört temel stratejik tehdit sıralanıyor:

  1. Hukuki Taciz (SLAPP Davaları): Araştırmacı gazeteciliği susturmak amacıyla açılan “Stratejik Davalar”, gazetecileri mali ve hukuki olarak tüketmeyi hedefliyor.

  2. Medya Ele Geçirme (Media Capture): Kamu yayıncılarına yapılan doğrudan siyasi müdahaleler ve medyanın mülkiyet yapısının iktidar lehine daralması.

  3. Sınır Aşan Baskı: Hükümetlerin, kendi sınırları dışındaki (sürgündeki) gazetecileri hedef alma ve susturma eğiliminin artması.

  4. Cezasızlık: Gazetecilere yönelik saldırıların cezalandırılmaması, medya çalışanları üzerinde “caydırıcı bir etki” yaratıyor.

BÖLGESEL DOSYA: GÜRCİSTAN VE SIRBİSTAN’DA SERT DÜŞÜŞ

Avrupa genelindeki gerileme sadece Türkiye ile sınırlı kalmadı.

  • Gürcistan: “Yabancı Etki” yasası sonrası baskıların 35 ciddi uyarıya ulaştığı belirtildi.

  • Sırbistan: Araştırmacı gazetecilere yönelik fiziksel saldırılar ve siyasetçilerin hedef gösteren söylemleri dikkat çekti.

 

HUKUKİ BASKI: YENİ BİR GÜÇ ARACI

Rapora göre fiziksel saldırıların yanı sıra hukuki yıldırma girişimleri de artıyor. Özellikle SLAPP (kamu katılımını bastırmayı amaçlayan stratejik davalar) davaları gazetecileri mali ve psikolojik olarak baskı altına almak için sıkça kullanılıyor.

Bu tür davalar çoğu zaman:

  • Yüksek avukatlık masraflarına,
  • Uzayan mahkeme süreçlerine,
  • Haber merkezlerinde oto-sansüre neden oluyor. Avrupa Konseyi, bu eğilimin uzun vadede araştırmacı gazeteciliği zayıflatacağı ve demokratik denetimi aşındıracağı konusunda uyarıyor.

DEVLETLERİN YETERSİZ TEPKİSİ

Bir başka büyük sorun ise: Çoğu vakaya devletler tarafından yeterli yanıt verilmemesi.
Platformun verilerine göre bildirilen olayların yalnızca üçte biri hükümetlerden resmi bir karşılık aldı. İnsan hakları örgütleri, faillerin cezalandırılmamasının cezasızlık kültürünü güçlendirdiğini vurguluyor.

DEMOKRASİ TEHLİKEDE Mİ?

Rapor, Avrupa’daki basın özgürlüğü için potansiyel bir “kırılma noktası”ndan söz ediyor. Basın özgürlüğü kendiliğinden var olan bir hak değil; demokrasinin temel direklerinden biri. Gazeteciler tehdit edildiğinde, susturulduğunda ya da tutuklandığında aslında toplumun bilgi alma hakkı zedeleniyor.

Bu nedenle Avrupa Konseyi şu çağrıları yapıyor:

  • Etkili anti-SLAPP yasalarının çıkarılması,
  • Tehdit altındaki gazetecilerin daha iyi korunması,
  • Kamu yayıncılığının bağımsız ve sürdürülebilir biçimde finanse edilmesi,
  • Gazetecilere yönelik şiddet suçlarında etkili soruşturma ve cezalandırma mekanizmaları.

Avrupa’da basın özgürlüğü baskı altında.

Şiddet, tutuklamalar ve hukuki baskılar artıyor. Avrupa Konseyi, “kırılma noktasının kalıcı bir demokratik gerilemeye dönüşmemesi için” acil önlem çağrısında bulunuyor.


Rapor Hakkında: Raporun tam metnine Avrupa Konseyi’nin resmi web sitesi veya platform ortakları olan RSF (Sınır Tanımayan Gazeteciler), CPJ (Gazetecileri Koruma Komitesi) ve EFJ (Avrupa Gazeteciler Federasyonu) üzerinden ulaşılabilir.


Tam raporun bağlantısı: https://fom.coe.int/en/rapports/detail/31

 

Exit mobile version