Site icon International Journalists

AI Raporu: Türkiye’de medya ve ifade özgürlüğü ağır baskı altında

Gazeteciler, avukatlar ve insan hakları savunucuları hedefte

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International – AI) raporuna göre, şubat ayında, Türkiye’de aralarında gazeteciler, siyasi aktivistler, avukatlar ve insan hakları savunucularının da bulunduğu en az 50 kişi gözaltına alındı, 30 kişi tutuklandı. Af Örgütü, bu sürecin ifade özgürlüğüne yönelik baskıların somut bir göstergesi olduğuna dikkat çekti.

Raporda ayrıca, sivil toplum kuruluşları üzerindeki baskıların da sürdüğü belirtildi. İstanbul Barosu yönetiminin görevine son verildiği, Göç İzleme Derneği hakkında verilen kapatma kararının devam ettiği kaydedildi.

“Türkiye, insan hakları savunucuları hakkındaki temelsiz soruşturmaları, davaları ve mahkûmiyetleri artırdı ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin düşünce mahkûmlarının serbest bırakılması yönündeki bağlayıcı kararlarına meydan okumaya devam etti” ifadelerine raporda yer verildi.

Barışçıl gösterilere polis müdahaleleri

Af Örgütü raporunda, barışçıl gösterilere yönelik polis müdahaleleri sırasında yaşanan hak ihlallerinin de kayıt altına alındığı belirtildi. Kolluk güçlerinin müdahalelerinde orantısız güç kullanımı, darp, göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanımı gibi uygulamaların yaygınlaştığı, bu ihlallere ilişkin etkili soruşturmaların yürütülmediği vurgulandı.

Medya kuruluşları da raporda: TELE1, LeMan ve sanatçılar

Raporda, ifade özgürlüğüne yönelik baskıların yalnızca bireysel gazetecilerle sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Ekim ayında TELE1 televizyon kanalına el konulması ve Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın tutuklanması, medya kuruluşlarına yönelik baskıların en çarpıcı örneklerinden biri olarak gösterildi.

Haziran ayında LeMan dergisi çalışanlarının tutuklanması, sanat alanında ise şarkıcı Mabel Matiz hakkında açılan dava, ifade özgürlüğüne yönelik ihlaller kapsamında raporda yer aldı.

Hukuk, siyaset ve medya baskısı iç içe

Af Örgütü, medya üzerindeki baskıların, siyasi muhalefete yönelik yargı süreçleriyle paralel ilerlediğine dikkat çekti. Raporda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi güdümlü bir davada yargılandığı belirtilirken, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman gibi isimlerin AİHM ve AYM kararlarına rağmen cezaevinde tutulması, hukukun üstünlüğünün zayıfladığına dair örnekler arasında gösterildi.

İfade ve toplanma özgürlüğü sistematik biçimde sınırlandı

Rapora göre yürütmenin yargı üzerindeki etkisi artarken, ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlükleri yıl boyunca sistematik biçimde sınırlandı. Barışçıl protestolara yönelik polis müdahalelerinde göz yaşartıcı gaz, plastik mermi ve darp gibi uygulamaların yaygınlaştığı, bu müdahalelere ilişkin etkili soruşturmaların yürütülmediği belirtildi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde İstanbul’da yapılmak istenen eylemlerin yasaklanması ve 100’den fazla kişinin gözaltına alınması, 1 Mayıs ve Onur Yürüyüşleri’ne yönelik yasaklar da ifade özgürlüğü bağlamında raporda yer aldı.

Af Örgütü, Türkiye’de medya, sivil toplum ve insan hakları savunucularının yargı yoluyla ve idari kararlarla sistematik baskı altına alındığı uyarısında bulundu. Raporda, bu tablonun yalnızca bireysel ihlallerden değil, yapısal bir gerilemeden kaynaklandığı vurgulandı. Türkiye’deki durum küresel ölçekte yaşanan hak ihlalleriyle birlikte değerlendirilirken, ifade özgürlüğünün dünya genelinde gerilediği, ancak Türkiye’nin bu alanda en sert baskıların yaşandığı ülkelerden biri olduğu belirtildi.

 

 

 

Exit mobile version