Site icon International Journalists

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Basın Açıklaması

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, yalnızca bir meslek günü değil; hakikati kamu yararı için savunmanın giderek daha tehlikeli hâle geldiği bir dönemde, gazetecilerin verdikleri varlık mücadelesini hatırlatma günüdür.

Türkiye’de gazeteciler bugün yalnızca fiziki saldırılar ve yargı baskısıyla değil; idari yaptırımlar, ekonomik kuşatma ve dijital görünmezleştirme politikalarıyla da karşı karşıyadır. Ne yazık ki 2025 yılı da, önceki yıllarda olduğu gibi, gazetecilerin güvenliği ve mesleki hakları bakımından derin kaygılarla anılmaktadır. Gazetecilere yönelik saldırıların etkili, bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmaması; şiddeti istisnai bir ihlal olmaktan çıkararak sistematik bir cezasızlık rejimine dönüştürmektedir.

Gazeteciler artık yalnızca yaptıkları haberler nedeniyle değil; kimlikleri, ele aldıkları konular ve temsil ettikleri kamusal hafıza nedeniyle hedef alınmaktadır. Yolsuzluk, yargı süreçleri, toplumsal protestolar ve siyasal gelişmeler gibi kamusal önemi yüksek alanlarda çalışan gazeteciler; gözaltı, tutuklama, dava ve sürekli adli tehdit altında mesleklerini icra etmek zorunda bırakılmaktadır.

RTÜK Yaptırımları: Susturmanın Kurumsallaşması

Bu baskı ortamının en görünür araçlarından biri, yayıncılık alanında uygulanan idari sansürdür.

2025 yılı boyunca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), eleştirel yayın yapan televizyon kanallarına yönelik ağır ve orantısız yaptırımlar uygulamıştır.

Bu tablo, ifade özgürlüğünün yalnızca yargı yoluyla değil; idari düzenlemeler ve ekonomik baskılar aracılığıyla da sistematik biçimde aşındırıldığını açıkça göstermektedir. Yayın durdurmalar, program yasakları, yüksek para cezaları ve lisans tehditleri; medya alanını giderek tek sesli hâle getirmektedir. Medya kuruluşlarının kapatılması, kayyım atanması ve mülkiyet yapılarının zorla değiştirilmesi ise binlerce gazetecinin mesleğinden koparılmasına yol açmıştır.

Dijital Sansür ve Kimlik Temelli Yok Etme

Gazetecilere yönelik baskı biçimleri, ekran karartmaları, yayın durdurmalar ve fiziki müdahalelerin ötesine geçmiştir. Dijital sansür, gazeteciliğin en görünmez ama en etkili kuşatma alanlarından biri hâline gelmiştir. Sosyal medya hesaplarının kapatılması, içeriklere erişimin engellenmesi, algoritmalar yoluyla görünürlüğün sistematik biçimde azaltılması, içeriklerin sessizce bastırılması ve gazetecilerin organize çevrimiçi saldırılarla hedef gösterilmesi; kamusal alanda var olma hakkını doğrudan aşındırmakta ve kimlik temelli bir yok etme pratiğine dönüşmektedir.

Bu uygulamalar, tekil ihlallerin ötesinde; belirli gazetecileri ve medya aktörlerini kimlikleri, haber yaptıkları alanlar ve temsil ettikleri toplumsal kesimler üzerinden kamusal alandan silmeyi amaçlayan yapısal bir stratejiye dönüşmektedir. Dijital mecralar, böylece ifade özgürlüğünün alanı olmaktan çıkarılıp; seçici görünürlük ve kontrollü sessizlik mekanizmalarıyla işleyen yeni bir sansür rejimine dönüştürülmektedir.

Bu süreçte hedef alınan yalnızca bireysel gazeteciler değildir. Toplumsal hafıza, çoğulculuk ve kamunun bilgiye erişim hakkı da eş zamanlı olarak tahrip edilmektedir. Dijital sansür, gerçeği doğrudan yasaklamaktan çok; onu dağıtarak, görünmezleştirerek ve etkisizleştirerek ortadan kaldırmayı hedefler. Bu yönüyle dijital susturma, klasik sansür biçimlerinden farklı olarak demokratik toplumlar için çok daha kalıcı ve derin bir tehdit oluşturmaktadır.

Türkiye’de ve baskılar nedeniyle yurt dışında yaşamak zorunda kalan gazeteciler, tüm zorluklara rağmen mesleki etik, doğruluk ve kamusal sorumluluk bilinciyle gazetecilik faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu direnç, demokratik toplumların ayakta kalabilmesi için hayati önemdedir.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde International Journalists Association (IJA) olarak;
– Fiziksel şiddete, yargı baskısına ve dijital susturma politikalarına rağmen mesleğini sürdüren,
– Kimliği, dili ya da temsil ettiği toplumsal kesimler nedeniyle görünmezleştirilmeye çalışılan,
– Kamu yararı için gerçeği savunmaktan vazgeçmeyen

tüm gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.

Yetkilileri; gazetecilerin güvenliğini sağlamak ve bağımsız gazeteciliğin korku olmadan yapılabildiği bir ortamı tesis etmek üzere acil ve somut adımlar atmaya çağırıyoruz.

Gazetecilik suç değildir.

International Journalists Association (IJA)

Exit mobile version